ALTIN - SERBEST PİYASA
ALIMSATIM
14 Ayar Altın29.469 TL36.5 TL
18 Ayar Altın36.707 TL45 TL
22 Ayar Bilezik47.15 TL52 TL
Ata Cumhuriyet339.48 TL360 TL
Çeyrek Altın82.513 TL89 TL
Gram Altın (Has)51.7 TL53.5 TL
Gremse Altın825.125 TL890 TL
Gümüş0.81 TL0.87 TL
Hamit339.48 TL360 TL
Reşat339.48 TL360 TL
Tam Altın330.05 TL356 TL
Yarım Altın165.025 TL178 TL

DÖVİZ - SERBEST PİYASA
ALIMSATIM
Amerikan Doları1.481 TL1.494 TL
Arabistan Riyali0.393 TL0.4035 TL
Avustralya Doları1.339 TL1.362 TL
Çin Yuan Renminbi0.2176 TL0.2176 TL
Danimarka Kronu0.2937 TL0.299 TL
Euro2.202 TL2.222 TL
Irak Dinari0.0013 TL0.0013 TL
İngiliz Sterlini2.448 TL2.5 TL
İsveç Kronu0.2088 TL0.2126 TL
İsviçre Frangı1.446 TL1.474 TL
Japon Yeni0.0162 TL0.0167 TL
Kanada Doları1.384 TL1.41 TL
Norveç Kronu0.2585 TL0.263 TL
Rus Rublesi0.0512 TL0.0512 TL

İşte Star Haber Merkezi'nden Kanal D'ye giden cevap:

Kanal-D Haberin sorumlusu ve sunucusu Mehmet Ali Birand yayın sırasında arkadaşlarınca yanlış bilgilendirilmiş... Sağlık Bakanı Recep Akdağ"ın söz konusu açıklamayı Cnn Türk"e yaptığını hem haberde belirttik, hem de Uğur Dündar anons etti. Dolayısıyla etik dışı bir davranış söz konusu değil... Anlaşılan Birand"ı arkadaşları yayın sırasında gaza getirmişler.. O da dereyi görmeden paçayı sıvamış!..Bunda çalıştıkları kanalın tüm reyting ölçümlerinde birinci olmasına rağmen, haberde bizi bir türlü geçememelerinin etken olduğunu düşünüyoruz. Dün akşam ona yine büyük farklar attık...

BİRİLERİ SOKAĞA ÇIKAMAZ
Haber hırsızlığı çok ağır bir suçlama.. Bize hırsız diyebilecek adamın alnını karışlarız.. Haber merkezimizde hiçbir arkadaşımızın ne hırsızlıktan ne de dolandırıcılıktan sabıkası bulunmuyor... Hırsızlık ve dolandırıcılıktan söz etmeye başlarsak, birileri sokağa çıkamaz!... Ayrıca bu merkezde hiçbir kimsenin ve yakınlarının, çalıştığı kanala program yapıp satan yapım şirketi de bulunmuyor... Ona şunu da hatırlatmak isteriz. O, çalıştığı kanalın sahibinin, yani Sayın Aydın Doğan"ın aynı zamanda Star TV" nin de sahibi olduğunu, bilmiyor herhalde... STAR TV HABER MERKEZİ 

 (medyatava)

MOTOSİKLETTE OLMAZ!
LONDRA:
İngiltere'nin başkentinde, motosiklet üzerinde seks yapılamıyor! Hareket halindeki motosiklette sevişmek zaten imkansız ama Londralı çiftler, park halindeki araçlarının üzerinde bile birlikte olamıyor!

TEŞHİRCİLİK DERT DEĞİL
MANCHESTER: İngiltere'nin Manchester şehrinde erkeklerin, süpermarket ve alışveriş merkezleri dışında teşhircilik yapmaları yasak! Erkekler bu iki mekanda, isterlerse, çırılçıplak bile dolaşabilirler.

SATRANÇ OYNANMAZ!
ESTONYA: Yolunuz başkent Tallinn'e düşer de, canınız seks yaparken satranç oynamak isterse; bu sevdadan vazgeçin. Çünkü bu ülkedeki seks yasakları arasında sevişirken oyun oynamak baş sırada yer alıyor.

BİRDEN FAZLA EŞ YOK

MACARİSTAN: Macaristan'da birden fazla kadınla evlilik yasak. Bu ülkede eğer bir erkek, iki kadınla evlenmeye kalkışırsa, ikisiyle birden yaşamaya mahkum ediliyor. Çünkü Macar Hukuku, bunun yeterince büyük bir ceza olacağını düşünüyor!

ÇİRKİN, GÜNEŞ GÖREMEZ
İTALYA: İtalya'nın Tropea şehrindeki bir kadın, eğer 'şişman, çirkin ya da genel olarak çekicilikten uzak' ise; plajda çıplak güneşlenmesi yasak.

EŞCİNSELLERE HAPİS VAR
FAS: Fas'ta bir insanın hemcinsiyle ilişkiye girmesi, para cezasından başlayıp üç yıl hapse kadar uzanan geniş bir yelpazede karşılık buluyor.

YANAKTAN ÖPÜŞÜLMEZ
BAE (Birleşik Arap Emirlikleri): Bu ülkede, yanağa kondurulan bir öpücük bile kanuna aykırı hareket etmek anlamına geliyor. Çünkü bunun toplum için zararlı bir davranış olduğu düşünülüyor.

PORNO İZLEYEMİYORLAR
İSRAİL: İsrail'de 2002 yılında yeni bir yasa yürürlüğe girdi ve bu yasayla, kablo ya da uydu kanallarında porno film izlemek yasaklandı. Cezası ise üç yıla kadar hapis!

BEKARET MARİFET DEĞİL!
GUAM: Pek çok ülkenin aksine Guam'da kızların bakire evlenmeleri yasak! Profesyonel bekaret bozucular, genç kızların bu sorununu derhal çözüyor ve onları evlilik hayatına birer kadın olarak yolluyor.

Ünlü televizyoncu Saba Tümer'in dün geceki konuğu 'Milli takımın başına Saba Tümer geçsin' diyen tiyatrocu ve televizyoncu Behsat Uygur'du.

Canlı yayında söz sürekli Galatasaray'ın ünlü futbolcusu Arda Turan'a geldi. Bunun üzerine Arda Turan'la nasıl tanıştıklarını anlatan Saba Tümer, Behsat Uygur'un ağzını açıkta bıraktı.

DEĞİLİM SABA TEYZE
Arda Turan'la Milli Takım'ın kamp yaptığı bir otelde ilk defa karşılaştıklarını kaydeden Saba Tümer, ilginç tanışma hikayesini şöyle anlattı:  "O otelde Fatih Terim falan oturduk. O sırada Arda geldi. O da böyle havalı havalı geldi. Bu böyle havalı gelince dedim 'Sen malzemeci misin?', o da bana 'değilim SABA TEYZE' dedi"

İŞTE BAYAN KAHKAHANIN O SÖZLERİ

Programında gönderilen olumsuz mailler karşısında sert tavırlar sergileyen Fatih Altaylı, yine izleyiciye çıkıştı.

Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'nın hazırlayıp sunduğu Teke Tek programına Sonar Araştırma Şirketi Genel Müdürü Hakan Bayrakçı ve Konsensüs Araştırma Şirketi Genel Müdürü Murat Sarı konuk oldu.

FETHULLAH GÜLEN'İN AVUKATI MISIN?
Bir çok programında izleyicilerin kendileri hakkında gönderdiği olumsuz mailleri okuyup izleyicileri eleştiren hatta kimi zaman hakarette bulunan Fatih Altaylı son programında da izleyici mailine sinirlendi.

ALTAYLI BUNU HEP YAPIYOR
Altaylı, bir izleyicinin 'Fathullah Gülen'in avukatı mısınız' sorusuna çok sinirlendi. Altaylı, 'Biz kimseden korkmuyoruz. İnternet kahramanlığı da yapmıyoruz, gazetecilik yapıyoruz. Abuk sabuk adamın asabını bozmayın' dedi.

İŞTE ALTAYLI'NIN SİNİRLENDİĞİ O ANLAR

Baykal'ın konuşmasından satırbaşları:

Bugün yine gündemimiz yoğun.Türkiye'nin öncelikli gündemi elbetteki ekonomi. Bu iktidar döneminde çok büyük sıkıntılar yaşanmıştır. Cumhuriyet'in zor dönemlerinde iktidarı yönetenleri AKP'nin son derece bol imkanlara sahip olduğunu görüyoruz. Cumhuriyet dönemi kadar olamamıştır.  Borçların krizlerin yaşandığı dönemlerdeki büyümenin altında kalmıştır büyümemiz. Bu son 7 yılda ekonomi iyi yöneltildi diyenlerin bu sorualra cevap vermesi gerekir. Dünyanın gerisinde kalmışsınız ne zaman en şanslı dönemde... Dış borç ikiye katlandı.

EN ÇOK KÜÇÜLEN ÜLKE
Değerli arkadaşlarım AKP işbaşına geldiğinde dünya ile mukayeseyi netleştirmek istiyorum. Bunolar gelmeden Türkiye büyüme hızında 149 ülkenin 29. sırasında bekliyordur. 29. sıradaki Türkiye şanslı dönemde 100. sıraya düştü. Ekonomik kriz yaşandığı dönemde ise, doğru biçimde algılanmadığı için 136. sıraya düşmüştür. Bunun neresi başarı! Türkiye G 20 ülkelerine yeni girmedik. Bu iktidar öncesinde girdik. G 20 ülkelerinde en hızlı büyüyen 2. ülke Türkiye iken 2007 şanslı dönemde biz 7. sıraya düştük. Şimdi gelinen sıra ise 17. sıradır. G20'de en az kalkınan en çok küçülen ülke olduk .Bu AKP'nin ekonomik karnesidir.

Türkiye'nin zenginleşmesi anlamına gelmiyor bu. Damat oğul, akraba zenginleşir amöa bu Türkiye zenginleşti anlamına gelir mi? Türkiye'yi 6,5 küçültürseniz bunun faturası yine bu halkın kendisi öder. Türkiye'nin yerli varlıkları satılmıştır. Sürekli dışarıya bağımlı bir sektör oluşturduk. Sanayinin rekabet gücü tahrip oldu. Genç nüfusu ekonominin dışına ittik. İşsizlik sorunu budur...

ZAM YAĞMURU
Geldiğimiz noktada mali disiplin terk edilmiştir. Siyasi amaçlı kaynak kullanma. Türkiye güç günlerde kullanacağı kaynakları kaybetmiştir... Ekonomideki tablonun yansımaları ortaya çıkmaya başladı. Şimdi zam yağmuru geliyor arkadaşlar. Bunlar Türkiye'nin içine sokulacağı zam yağmuru planıdır.

Temmuz'da yüzde 6,8 yapılmıştı ekimde 6,7 daha geldi. Konutta elektriğe yüzde 9,8 zam geldi. Sağlıkta alınan katkı payı zamlandı. memur ve emeklilere komik zamlar yapılmıştır. Kamu maliyesinde çok ciddi fiyat artışlarını getirmiştir. Bu tablo karşısındaki temel zaaflara dikkat çekeyim.

Bu ülkede tasarruf oranı bu iktidar döneminde yüzde 15,7'ye geriledi. Bu gelecekten umut kesmiş hazır yiyen ekonomi olduğumuz gösteren tablodur...

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLER
Tarımda yaşanan gerçekleri hepimiz biliyoruz. Türkiye hayvancılık ve tarım konusunda umudunu kaybetti. Et fiyatları, yem fiyatları zamlandı. Örnek size Çilemeş köyünde salatalığın kilosu 3 kuruş... 30 kilo salatalığa bir çay içiyorusunuz...  Bunun mantık neresinde böyle bir şey olabilir mi... Böyle bir tarım Türkiye'yi refaha taşıyamaz...

AÇILIMIN ADI GDO
Türkiye'de biz zam yağmuru var bir de açılım yağmuru var. Ermeni, Kürt derken şimdi yeni bir açılım daha gündeme geldi. Bu açılımın adı GDO.. Bunun anlamı bizim yediğimiz ürünlerin genetiğinin Allah'ın verdiği yapısının değiştirilip yeni ürüne dönüştürülmesi. Bir süredir Türkiye bunu tartışıyor. yebilen içilende bir yasaya ihtiyaç var... Bunun hukuki düzenlemesi yapılacaktı. Görüşler alındı. Ama yönetmelikle geçiştirildi.

Türkiye'de bir hormon denetlemesi mümkün değildir. Böyle bir denetimin yok. İhraç ettiğin ürünlerde ilk kontrolde tahlilde ilaçlı ürünler elde kalır. Rusya ilaçlı ürünü vatandaşına yedirmez ama Türkiye yedirir. Sahipsiz bir alan var. Açılım falan derken böyle bir gıda tuzağını ortaya koyuyor. Derhal bu yönetmelik iptal edilmelidir. Bu açılım da diğer açılımlar gibi tuzaklarla doludur. Eğer onlar yürürlükten kaldırmazlarsa, biz tüketici olarak, her türlü kanuni hakkımızı kullanacağız.

BEBEĞE ZARARLI DA VATANDAŞA DEĞİL Mİ
Buradaki tehlike  tarımın denetiminin dışarıya çıkmasıdır. Sen bir kez yapıp sonra ben GDo'lu ürün istemiyorum demiyeceksin. O ilacı üretneden hep alacaksın. Türkiye'nin bitki çeşitliliğini bunlara teslim edeceğiz. Yönetmelikte diyor ki bebeğe zararlı. Bebeğe zararlı olan, büyüğe de zarar. Bebeğe yasak, anasına yasak değil. Anasından süt alacak.

VATANDAŞ YAPACAKSA SEN NEDEN VARSIN
Bu milletin istikbalinin tehlikeye atılmasıdır. Oraya yazmışlar binde 9'a kadar mübah ve üstündeyse yazacaksın. Vatandaş tutup gözlüğünü takacak. Araştıracak. Vatandaş yapacaksa sen neden varsın..

ŞEHİT YAKININA POLİS DAYAĞI
Geçtiğimiz günlerde çok öenmli protestolara sahne olduk. Evladını şehit vermiş bir aile demokratik tepkisini ortaya koyacak. Buna vatan haini gibi muamele edilir mi? Denizli'de yürüyüş var sivil kuruluşlar katılmayacak deniyor. Sanki vatan haini onlar. Yasak. Olur mu ya kisme benim Cumhuriyet Bayramı'nı kutlama hakkımı elimden alamaz. Şehit yakınına polis dayağı yakışmıyor. Gazilerimize yakışmıyor.

HÜKÜMETİN BAYRAĞA ALERJİSİ VAR
Hükümetin bayrağa alerjisi var. Haksızlık etmeyelim, PKK bayrağına alerjileri yok, onlar rahatça açıyor. Meclis'e bayrak sokmayı yasaklamaya kalktılar. Türk bayrağı yasak, Azeri bayrağı yasak, ama PKK bayrağı o kadar da yasak değil

PASTADAN ÇIKAN ATATÜRK
Bir de son günlerde pastadan tavşan çıkarır gibi pastanın arkasından çıkarmak. Bu onu sunma arzusunun anlamsız bir tezahürü müdür? Atatürk'ü her şeyiyle yapamayıp yasak savma işi midir biz de anlayamadık. Maalesef o tablo Atatürk'e de Türk Milletine de saygısızlık oldu .

AÇILIM 10 KASIM'DA MECLİS'TE
Şimdi bir haber var. Açılım meclise 10 Kasım'da geliyor. 29 Ekim olmadı 10 Kasım mı? Kürt açılımının Atatürk'ün ölüm gününde getirilmesi ima  mıdır bilerek mi yapılıyor. ..

Eğer bu açılım meclise gelecek ise Türk bayrağının yarıya indirildiği günde getirilmesinin de bir anlamı vardır... Bu açılımlar nerelerden nerelere geldi. Bu Kürt açılımı gerçek yüzüyle ortaya çıktı. Kürt açılımı sözünün gerçek olduğu bunun ne olduğu görüldü.

AÇILIM PKK'YA VE KANDİL'E YAPILDI
Bu açılımlar nerelerden nereye geldi? Bu Kürt açılımı daha ilk adımında gerçek yüzüyle ortaya çıktı. Ne olduğu anlaşıldı. Nereye açılımı olduğu görüldü. Kürt açılımı sözünün yanlış olduğu bunun aslında PKK açılımı olduğu net bir şekilde ortaya çıktı. Bu konuda gereken her şeyi yapma durumundayız ama vatandaşlar  için. ama bu açılımın Kandil'e yönelik olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun 25 yıllık mücadelede dağı meşrulaştıracağız diye uygulandığına da şahit olduk. Hukukun nasıl çadır mahkemlerine kurulduğuna şahit olduk 70 milyonun gözü önünde gerçekleştirildi.

ABD'YE GİTMEDEN MECLİS'E SUNULUYOR
Değerli arkadaşlarım salı günü açılım konuşulacak. Bu gizlilik hayra alamet olabilir mi? Neden 10 Kasım, bir telaş var bir zaman sıkıntısı var. Tarihi bir zamanlama söz konusu. Başbakan birilerine bir şeyleri yaptık diye söz mü verdi. Onun sözü mü bu? Başbakan ABD'ye gitmeden meclise bu sunulacak. hatırlıyorsunuz başbakan diyor ki, bir adım ileri bir adım geri ileri bunun uygulayacaklar  biz de bunu uygulayacağız.

 ERMENİ AÇILIMI
Hükümet neyse ki, bizim baskımız ve vatandaşın itirazı üzerine Yukarı Karabağ sorunu çözülmeden sınırı açmayız dediler. Ermenistan Karabağ'ı çözersek darbe olur deyip yan çiziyor. Ermeni açılımının bize kazandırdığı bir şey yok ama Azerbaycan'ı kaybettik. Bu açılım Türkiye'ye ne getirdi? Kürt açılımı, GDO açılımı ne getirdi?

ISLAK İMZA MESELESİ
Biz silahlı kuvvetlerin içinde cuntalaşmayı çok tehlikeli sayarız. TSK'ya yakıştırmayız. Gereği neyse yapılmalı. Bu çalışamyı yapanlar eğer emir kumanda zinciri içinde yapılmışsa arkasındaki insanlar için de gereği yapılmalı. O zaman da söyledik, şimdi de söylüyoruz. Haziran'daki o belge fotokopi çıktı. Bir şey yapılmadı. Ama biz o zaman 'orduya karşı bunları kim yaptı' dedik. kimsenin sesi çıkmadı. Kısa bir süre sonra yeni bir aşamaya geldik. İstanbul'daki savcılığa bir mektupla 'işte orjinal ıslak imzalı belgenin aslı' diye bir belge sunuldu. Onun yanında bir ihbar mektubu yazdı. Bir ek belgeyi daha o mektubun içzine koydu ve gönderdi. İş kapsamlı geniş bir ithamnameye dönüşmüş.

Albay Dursun Çiçek tarafından yazıldığı iddia edilen 'İrtica ile mücadele eylem planı'nın ıslak imzalı orijinal belgesini gönderen gizemini halen koruyan ihbarcı subayın ikinci bir ihbar belgesi de savcılığa ulaştı.

Gizemli ihbarcı, savcılığa bu kez mail yoluyla ulaştı ve 'sayın savcım' diye başlayan yaklaşık 3 sayfalık mailinde Genelkurmay'da hazırlanmış benzer belgelerin örneklerini gönderdi.


Yeni belgelerde 'internet siteleri andıcı' ve 'psikolojik hareket sitelerinin listesi' olduğu öğrenildi. Belgenin üst kapağında Albay Dursun Çiçek için açılmış bir imza bölümü de bulunuyor. Ancak Çiçek'in imzası belgede bulunmuyor.

İddialara göre belgeler, Türkiye ve dünyda 400 kadar sitenin takibe alındığı ortaya koyuyor.

İŞTE O OLAY MEKTUP:

Sayın Savcım,

Ben ülkesini ve çalıştığı kurumu her şeyden üstün tutan bir TSK mensubuyum.  Ülkemi o kadar seviyorum ki kendimi, ailemi mesleki kariyerimi ve geleceğimi riske atarak "İrticayla Mücadele Eylem Planı" belgesinin aslını gönderdim. Elde ettiğim belgelerin kamuoyuna yansımasından ve Adli Tıp Kurumu'nca da teyit edilmesinden sonra yaptığım bu girişimin çok yerinde olduğunu kıymetlendirmekteyim.

Amacım, tutku ile bağlı bulunduğum Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmak değildir. Aksine, Silahlı Kuvvetlerin arkasına saklanarak ülkemizin istikrar, güven ve demokrasisine kastedenleri deşifre etmek suretiyle ülkeme hizmet etmektir. Sadece gerçekler ortaya çıksın ve telafisi imkânsız girişimlere engel olunsun istiyorum. Bu kapsamda, Kurumumuzda çalışan herkesi yardımcı olmaya ve elde ettikleri bilgi-belgeleri yargı ve kamuoyu ile paylaşmaya davet ediyorum.

Gönderdiğim mektupta birbirinin devamı olan Bilgi Destek Planı (LAHİKA) ve İrticayla  Mücadele Eylem Planı ile ilgili detayları birleştirerek yazmıştım. Cunta yapılanması tarafından bu hususlar gerekçe gösterilerek, belge ve mektubun içeriği üzerinde güvensizlik oluşturmak ve delil niteliğine zarar vermek için bir çalışma başlatılmıştır. Kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesini önlemek ve Cunta'nın istismarının önüne geçmek için ilk mektubumdaki "İrticayla Mücadele Eylem Planının basında yer almasını müteakip, ..." diye başlayan paragrafta "İrticayla Mücadele Eylem Planı" yerine "Bilgi
Destek Planı (LAHİKA)" ifadesi konularak aşağıdaki gibi değerlendirilmesi gerekmektedir:

 "Bilgi Destek Planı (LAHİKA)'nın basında yer almasını müteakip, belgenin hazırlanmasında kullanılan tüm bilgisayarlar temizlenmiş ve ilgili evraklar imha edilerek, kamuoyuna Genelkurmay Başkanlığı tarafından böyle bir çalışmanın olmadığı yönünde bir açıklama yapılmıştır. İmha süreci bizzat Org. Ergin SAYGUN'un Özel Sekreteri Kur.Alb. Uğur BERKSUN tarafından takip edilmiş, kendisi Bilgi Sistemleri İşletme Şubesine giderek söz konusu eylem planının hazırlanmasında kullanılan 30709, 33746, 40077, 27238, 27229 ve 16693 BİM numaralı bilgisayarların hard disklerinin geri getirilemeyecek
şekilde silinmesine nezaret etmiştir. Bu işlemde Alb. Şükrü KISADERE, Ütğm. Erhan SAKALLI, Ütğm. Kazım BOZKURT, Bçvş. Mustafa URHAN ve Svl.Me. Rıfat SÜLÜK görev almışlardır."

Mektubumda ayrıca, "Bilgi Destek Planı (LAHİKA)" nın ve "İrticayla Mücadele Eylem Planı"nın hazırlanmasında görev alan personeli bir arada yazmıştım. Soruşturmanın sıhhati açısından, İlker Ziya GÖKTAŞ'ın sadece "İrticayla Mücadele Eylem Planı"nın hazırlanmasında görev almış olduğunu da detay bilgisi olarak ekliyorum.

Karargâh içindeki Cunta yapılanması, kendileri adına gelişen olumsuz süreci tersine çevirmek için aşağıda ifade edilen faaliyetleri planlamaktadır.

1.    Mektuptaki belge ile ilgili olarak yazıcı, kalem, mürekkep vb. tali unsurları ön plana çıkararak belgenin içeriğinden çok şekli unsurlarının kamuoyunda tartışılmasını sağlamak.

2.    Belgenin gerçekliğini ortaya koyan kişi ve kurumları yıpratmak.

3.    Belgeyi yayınlayan ve savunan gazete ve gazetecileri belgenin gerçek olmadığına dair ikna etmeye çalışmak, ikna edemediklerini de yıpratmak.

4.    Belge'nin orijinalinin Askeri Savcılık aracılığı ile elde edilerek, Jandarma Kriminal'e göndermek suretiyle gerçek olmadığına dair rapor çıkarttırmak.

5.    İmza makinesi gibi argümanlara sarılarak kamuoyunda belgenin gerçekliğine olan inancı sarsmak.

6.    Belgenin içeriğinden daha çok, gündeme geldiği dönemin kamuoyunda tartışılmasını sağlayarak dikkatleri belgenin içeriğinden uzaklaştırmak.

7.    Anayasa Mahkemesine baskı yaparak bir an önce ilgili maddedeki değişikliğin iptaline yönelik karar çıkarttırmak ve yargılama sürecini askeri yargıya taşımak suretiyle takipsizlik kararı verdirmek

8.    28 Şubat sürecinde dönemin Başbakanı Necmettin ERBAKAN'a imzalatarak ihraç edilen 1000'in üzerinde TSK mensubu gibi TSK bünyesinde cadı avı başlatılarak YAŞ kanalıyla büyük bir tasfiye yapmak.

9.    Bu girişimler ile sonuç alınamaz ise Genelkurmay Askeri Savcılığı aracılığı ile suçluların sadece Alb. Dursun Çiçek ve
birlikte çalıştığı alt kademe personel olduğu şeklinde karar aldırmak. Bu personelin olabilecek en hafif suçlar ile cezalandırılmasını sağlamak. Yargılama sürecinin, emir vererek çalışmaları başlatan ve yönlendiren komuta kademesine sıçramasına engel olmak.

Cunta faaliyetlerinin daha açık bir şekilde ortaya çıkmasını ve bu planların sadece Dursun Çiçek'in faaliyetleri ile sınırlı olmadığını göstermek istiyorum. Genelkurmayda yürütülen psikolojik harekât faaliyetleri kapsamında kamuoyunda daha önce de kısmen gündeme gelmiş olan internet faaliyetlerinin detaylarını paylaşmak ve bütün bu çalışmaların Cunta aracılığı ile hiyerarşik bir yapıda gerçekleştirildiğini göstermek için Ek-A'daki belgeyi dikkatlerinize sunuyor ve tüm kamuoyu ile paylaşmak istiyorum.

Bu belge Genelkurmay tarafından yürütülen psikolojik harekât faaliyetleri için kullanılan internet sitelerinin kamuoyuna
yansımasından sonra (Basında 35 adet internet sitesi yer almıştı. Hâlbuki bu sitelerin adedi 42 dir ve Ek-B'de sunulmaktadır.) bunların Genelkurmaya ait olmadığını göstermek ve daha sonraki sızmaları engellemek maksadıyla hazırlanmıştır. Belgenin hazırlanmasında sızma olasılığı da dikkate alınarak çok özenli bir dil kullanılmıştır. Ancak
Belgenin son bölümünde "gri ve siyah propaganda faaliyetlerinin Kurum'dan bağımsız olarak devam ettirileceği ifade edilmiştir. Hâlbuki bundan önce bu illegal faaliyetler çok yoğun bir şekilde açıktan icra edilmekte idi.

İnternet siteleri ile ilgili haberler medyaya yansıdıktan sonra tüm siteler kapatılarak yeniden yapılandırılmıştır. Ekteki belgede görüleceği üzere, Cunta aracılığı ile Komuta katının görüş ve onayı alınarak yeniden faaliyete geçirilmiştir. Komuta katının onayından sonra 35 site yerine 4 adet site ve bu adreslere yönlendirilen bir miktar alan adının alınması kararlaştırılmıştır. PH faaliyetleri bu siteler üzerinden devam etmiştir. Ekte sunulan belgedeki ANDIÇ'da da
ifade edildiği gibi Bilgi Destek Daire Başkanlığında görevli Şube Müdürlerinin üzerine kredi kartları alınarak ödemeler bu kartlar üzerinden yapılacak şekilde yeni alan adları temin edilmiştir. ANDIÇ'ta parafı bulunan Şb. Md.lerinin o dönemde yeni aldıkları kredi kartları ve yaptıkları ödemeler rahatlıkla banka kayıtlarından temin edilebilir. Örnek olarak "İlker Ziya GÖKTAŞ'ın bu görev için almış olduğu Ziraat Bankası'na ait olan 454...............061 no'lu kredi kartı" gösterilebilir.

Takdir sayın savcılarımızın ve Yüce Türk Milletinindir.

Saygılarımla arz ederim.

EKLER                    :

 EK-A İnternet Siteleri andıcı

EK-B Psikolojik Harekat Sitelerinin Listesi

DAĞITIM                    :

1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı

2. Medya Kuruluşları

Pelin Batu bugün Haberturk gazetesindeki köşesinde yazdığı "Atatürk fetişizmi" başlıklı yazı Kemalistleri oldukça kızdıracak gibi görünüyor. Batu, "Gelecekte bizi anlamaya çalışan arkeologlar Bence, tek tanrılı bir dine mensup olduğumuzu ve ilahımızın pek yakışıklı olduğunu..."

İLAHIMIZ PEK YAKIŞIKLI
Dinazorlar misali yokolup gitmişiz, geriye sadece kalıntılarımız ve abidelerimiz kalmış, geleceğin arkeologları, gezegenin yeni sakinleri, bizleri anlamaya çalışıyorlar... Buradaki Atatürk heykelleri, resimleri, maskları ile karşılaşınca, sizce ne
düşünürler? Bence, tek tanrılı bir dine mensup olduğumuzu ve ilahımızın pek yakışıklı olduğunu.

Redingotlu işbu ilah, kah savaşıyordur, kah dans ediyordur, kimi zaman da kabiliyetsiz zanaatkarlar tarafından şekilsiz, orantısız bir şekilde gayet ilkel bir şekilde cismediliyordur...

YAŞASAYDI BU FETİŞİZME İZİN VERMEZDİ
Şimdi, fütüristik senaryomuzu bir tarafa bırakıp bir düşünelim- Mustafa Kemal’in pastalardan fırlayıp şapka salladığı bu günlerde insan ister istemez onun nasıl kullanıldığını, içinin nasıl boşaltıldığını, partisinin hala onun yağıyla kavrulduğunu izliyoruz.Eminim ki yaşasaydı, böyle bir fetişizme izin vermez, böyle zevksiz ve hormonlu tasvirleri kınardı.
Neredeyse bir asırdır onun vizyonuna ve çevreciliciğine, onun sanat aşkına ve entellektüelliğine sahip bir politikacı ya da asker göremiyoruz. En büyük eksiklerimizden biri olan kriz yönetiminde bile ona yaklaşmış değiliz.

ATATÜRK BÜSTÜNÜN ARKASINA SAKLANIP POLİTİKA YAPANLAR
Semboller önemlidir. Büyük şahsiyetler, bir süre sonra, ve belki de olduklarından çok farklı bir “nesneye” dönüşürler.
Amerika, dev boyutlu Lincoln’ları ve paralardan tebessüm eden Washington’larıyla, bu işi en fütursuzca yapan ülkelerden bir tanesi, ama en azından orada, bizde olduğu gibi, Atatürk’ün büstünün arkasına saklanıp politika yapmaya çalışan devletlüler görmüyoruz.

PASTADAN ÇIKAN ATATÜRK'E ŞAŞIRMAMAK LAZIM
Sembollerimizi kullanıp, anlamlarını unutuyoruz. O zaman, pastadan çıkan bir Atatürk maketine şaşırmamak lazım.

Nazlı Ilıcak Sabah gazetesindeki köşesinde 2011 Türkiye'sine dair tahminlerde bulundu.  Kulislerde konuşulan senaryolara yer verdi..

ERDOĞAN CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN YARIŞIR
1) Mayıs 2011'de, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, istifa eder.
Böylece cumhurbaşkanlığı seçimiyle, genel seçimler bir arada yapılabilir. Gül, AK Parti'nin başında seçimlere giderken, Tayyip Erdoğan da, cumhurbaşkanlığı için yarışır.

İKİ DOST UZLAŞIR
2)
Genel seçimler, 2011'in Mayıs, Haziran ya da Temmuz'unda gerçekleşir. Cumhurbaşkanlığı seçimi de zamanında yapılır. Gül, gerekli altyapı hazırlanırsa uluslararası bir kuruluşun başkanlığına aday olur. Meselâ, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'ne, ya da UNESCO Başkanlığı'na. Erdoğan, genel seçimlerde parti oyunu % 40'ın üzerine çıkartmışsa, cumhurbaşkanlığını düşünecektir. Ama, Gül, bir dönem daha bu makamda kalmak isterse, iki arkadaş, dost, mutlaka birbirlerini kırmadan, bir uzlaşmaya varacaklardır.

PARTİYİ TOPARLAYACAK İKİ İSİM VAR
3) Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olacaksa,
partisinden istifa edecek, AK Parti Olağanüstü Kongre'ye gidecek. Partiyi toparlayacak sadece iki isim var: Gül aktif siyasete dönerse, genel başkan olur. Bülent Arınç ona sesini çıkarmayacaktır. Gül, aktif siyasetin dışında kalmayı arzu ederse, Olağanüstü Kongre'de Bülent Arınç genel başkan seçilecektir. Tayyip Erdoğan'ın halefi olarak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ya da Devlet Bakanı Ali Babacan'dan söz ediliyor. Ama bu adayların etrafında herkesin kenetlenmeyeceği belirtiliyor. Gül ya da Arınç olmazsa, Erdoğan sonrası AK Parti'nin bölünme ihtimali kuvvetli.

SONUÇ ŞAH YA DA MAT
Diyeceğim o ki, bugünden tahmin etmesi çok zor olan siyasi gelişmeler bizi bekliyor. Öne sürülen piyonlara göre, sonuç, AK Parti için, "şah" ya da "mat" olabilir.